20 Ara 2017

YABANCI FİRMALARIN İŞ ORTAKLIĞI İLE TÜRKİYE’DE TİCARET YAPMALARI

0 Yorum

Küresel dünyada ülke ekonomileri üzerinde yabancı yatırımların yeri göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucunda Türkiye’de yabancı yatırımlar ile ilgili 5 Haziran 2003 tarihinde kabul edilmiş ve 17 Haziran 2003 ‘de yürürlüğe girmiş, 4875 sayılı “DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNU “ düzenlenmiştir.

İlgili kanunun 3. Maddesinde belirtildiği üzere ; “Uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi öngörülmedikçe; Yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir.” Ayrıca yabancı yatırımcılara yerli yatırımcılarla eşit haklar sağlanmış olup doğrudan yabancı sermayenin ülke ekonomisine katkı sağlaması amacıyla var olan ekonomik sistem içerisine girmelerine imkan verilmiştir.

Yabancı sermayeli yabancı firmaların Türkiye’de yapabilecekleri organizasyon şemaları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;
– Yeni bir firma kurabilirler.
– Şube veya irtibat bürosu açabilirler.
– Yerli bir firmaya ortak olabilirler.
– Daha önce kurulmuş Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı bir firmaya ortak olabilirler.
– Türkiye’de kurulacak olan ortak girişimde ortak olarak yer alabilirler.

Yabancı yatırımcı olarak faaliyet gösterecek yabancı firmalar yukarıda saymış olduğumuz girişimlerden herhangi birisinde bulunduğunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na tabi olmaktadır.

Yabancı yatırımcılar genelde anonim şirket veya limitet şirket ortaklığına girerek veya bu şirketleri kurmak suretiyle Türkiye’de yatırım yapsalar da, bu oluşumlar içerisinde bulunan adi ortaklık konusu da yabancılar tarafından çeşitli kolaylıkları nedeniyle ilgi çekmektedir.

Yurt dışında bulunan yabancı bir firmanın Türkiye’de adi bir ortaklık kurması veya daha önce var olan adi bir şirkete ortak olarak yatırım yapması mümkündür.

Yabancı firmanın adi ortaklık içerisinde bulunmayı tercih etmesinin nedenlerini şu şekildedir;
– Adi ortaklıkların kuruluşunun daha basit olması
– Adi ortaklık tüzel kişilik olmadığından kurumlar vergisi mükellefi değildir
– Adi ortaklıkta kuruluş için asgari sermaye zorunluluğu yoktur
– Adı ortaklıkların sona ermesi şirketlerin tasfiyesine göre daha kolaydır

 

Türk borçlar kanununun hükümlerine göre Türkiye’de kurulacak bir adi ortaklıkta ortaklardan birinin tüzel kişi olması mümkündür. Böylece yurt dışında faaliyet gösteren yabancı bir firmanın Türkiye’de açmış olduğu bir şubede herhangi bir adi ortaklık girişiminde ortak olarak yer alabilir.

Türk Borçlar Kanununun 620. Maddesine göre adi ortaklıklarda ortaklar emeklerini ve mallarını sermaye olarak koyabilir. Aynı kanunun 621. Maddesinde “Birinci Katılım Payı” başlığı ise şu şekildedir; “ Her ortak, para, alacak veya başka bir mal yada emek olarak ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi kararlaştırılamamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikten ve birbirine eşit olmak zorundadır. Bir ortağın katılım payı, bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki; bir şeyin mülkiyetinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıpta ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır”.

Kanunda görüldüğü üzere katılım payı olan ve sermaye olarak konulacak değerlerin miktarı ile ilgili bir sınırlama yoktur.

Türk borçlar kanunun 622. Maddesinde “ İkinci kazanç ve zarar// birinci kazancın paylaşılması” başlığına göre ise adi ortaklıklarda ortaklar ortaklığa ait olan bütün kazançları paylaşmak zorundadır.

Türk borçlar kanunu 623. Maddesinde “ kazanç ve zarar katılma” başlığına göre sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa gerçek veya tüzel kişi olan her ortağın kazanç ve zararındaki payı koydukları sermayeye bakılmaksızın eşittir.

Adi ortaklıklar kurumlar vergisi mükellefi değildir, dolayısıyla ortaklık, sadece stopaj ve katma değer vergisi mükellefidir. Her ortak adi ortaklıktan elde ettiği kazançtan şahsi olarak sorumludur.

Bu kapsamda Türkiye’de kurulmuş olan bir adi ortak olan yurtdışında açılmış olan yabancı şubenin Türkiye’de bunun dışında bir faaliyeti bulunmuyorsa, bu şubenin adi ortaklıktan elde ettiği kazanç dar mükellefiyetle kurumlar vergisine tabidir. Dar mükellefiyete tabi kurumların elde ettiği kazançların vergilendirilmesi kurumlar vergisi kanununda düzenlenmiştir. Bu kazançların bir tanesi ticari kazançtır ve Türkiye’de ticari kazançtan bahsedilebilmesi için kurumların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu iş yerinde veya daimi temsilci vasıtası ile elde edilmiş olması gerekmektedir.

Dar mükellefiyete tabi kurumun Türkiye’de bir adi ortaklık aracılığı ile elde ettiği ortaklık kazancı için ise kurumlar vergisi beyannamesi vermezi zorunludur. Bu beyannamede ticari kazancın adi ortaklığa ortak olunarak elde edildiği bir dilekçe ile belirtilmelidir.

Özetle, yabancı firmalar Türkiye’de yatırım yapmak için bu sağladığı kolaylıklar nedeniyle limited veya anonim şirket kurmak yerine adi ortaklıkla iş yaparak bu yatırımlarını yapmayı tercih etmektedirler.

20.12.2017
Özkan Uzel
Sorumlu Bağımsız Denetçi
Mali Müşavir

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir