11 Eyl 2015

Şüpheli Alacaklara Karşılık Ayrılması

0 Yorum

Ticari kazancın tespitinde kullanılan tahakkuk ilkesine dayandırılarak gelir kaydedilen bir alacağın tahsil edilememesi veya şüpheli hale gelmesi durumunda, bu alacak için kanunda belirtilen şartlara göre karşılık ayrılabilmekte, tahakkuk esasından dolayı ortaya çıkan sapmalar böylece düzenlenmektedir.

Buna göre şüpheli alacaklar, “128. Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı” Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliğine göre, “ödeme süresi geçmiş bu nedenle vadesi birkaç defa uzatılmış veya protesto edilmiş, yazı ile birden fazla istenmiş ya da dava veya icra safhasına aktarılmış senetli ve senetsiz alacakları kapsar” şeklinde tanımlanmıştır.

Vergi Usul Kanunu 323. maddesine göre şüpheli alacak karşılıkları şu şekilde düzenlenmiştir:

“Ticari veya zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar,
2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar, şüpheli alacak sayılır.

Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

Bu karşılığın hangi alacağa ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.
Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.”

Bir alacağın şüpheli alacak olarak kaydedilebilmesi için:

1. Alacak ticari ya da zirai kazancın kazanılması ve devam ettirilmesiyle alakalı olmalıdır, işletmenin özel nedenlerle üçüncü kişilere verdiği krediler, hatır senetleri şüpheli alacaklar uygulamasının kapsamına girmez.

2. Alacak dava ya da icra evresinde olmalıdır, bu süreçler dikkatlice takip edilmelidir.

3. Dava veya icra takibine gerek duyulmayan küçük alacakların protesto ve yazıyla birden fazla istenmesine rağmen borçlunun ödeme yapmaması lazımdır. Dava veya icra takibinin masrafları ödenmemiş alacak tutarına yakın veya bu tutardan büyükse bu alacaklar küçük alacak olarak değerlendirilir. Alacaklar ayrı ayrı ve küçük tutarlardan oluşuyorsa da bu tutarlar toplanarak dava veya icra takibi masrafları toplamıyla karşılaştırılır; toplam alacak tutarının fazla olması gereklidir.

4. Teminatlı alacağın tahsil edilmesi kesin olduğundan, şüpheli alacağın teminatlı olmaması gereklidir; eğer alacağın sadece bir kısmı için teminat yapılmışsa ve teminatsız kısım için gerekli olan koşullar oluşmuşsa şüpheli alacak ayrılabilir. Alacağın tamamına haciz konulmuşsa alacak teminatlı olarak ele alınır.

Örneğin, 40.000 TL bedelin karşılığında mal verilen bir işletme bunun karşılığında 25.000 TL bedelinde teminat mektubu vermişse, geri kalan 15.000 TL için şüpheli alacak karşılığı ayrılacaktır.

5. Karşılığın hangi alacağa ait olduğunun kayıtlarda karşılık hesabıyla belirtilmesi gereklidir.

Şüpheli alacakları zarar olarak yazabilecekler sadece bilanço usulüne göre defter tutan mükellefler, yani ticari ve zirai kazanç sahibi gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleridir. Kanun maddesinde belirtildiği üzere şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilecektir ve bu sadece bilanço usulüne göre defter tutan mükellefler için mümkündür.

Tahakkuk esasına göre bulunan kurum kazancında gelir olarak belirtilen bir alacağın toplanamaması durumunda, tahsil edilemeyen bu alacağın vergilendirilmemesi için kanunda öngörülen koşulların oluşması şartıyla şüpheli ticari alacak ayrılabilmektedir. Ancak karşılık ayrılma yoluyla gider haline getirilen bu alacağın sonradan tahsil edilmesiyle gelir hesaplarına yazılması gerekliyken, tahsil edilemeyeceği kesin olarak anlaşılan alacağın ise değersiz alacak olarak alınıp gerekli kayıtların yapılması lazımdır.

İdare ve Yargı Karşısında Şüpheli Alacağın Ne Zaman Ayrılacağı:

Vergi idaresinin görüşüne göre, şüpheli alacaklar için şüpheli durumuna geldikleri hesap döneminde karşılık ayrılabilmektedir, bu dönemde zarar olarak yazılanlar sonraki hesap dönemine aktarılarak kurum kazancından düşülemez, farklı dönemlerde geçmişe yönelik karşılık ayrılamaz. Şüpheli duruma düşen alacaklar bu duruma düştükleri hesap döneminin son gününde envanter işleri yapılırken zarar olarak kaydedilir.

Yargının ise net bir görüşü olmamakla birlikte, bazı durumlarda idare ile benzer görüşlerde karar verilirken bazı durumlarda da bu görüşün tam zıttı kararlar verilmiştir. İdare ile benzer görüşte olan Danıştay 3. Dairesinin 11.09.1997 tarih ve 1997/2930 sayılı Kararına göre, “Şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir şeklinde yer alan hükmün, yükümlülerin diledikleri yılda şüpheli alacak karşılığı ayırabilecekleri biçiminde değil, alacağın şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayırabilecekleri ya da alacağın değersiz hale geldiği yılda zarara atabilecekleri biçiminde anlaşılması gerekmektedir. Zira şüpheli alacak karşılığı ayırma ve dolayısıyla bunu ilgili yıl kurum kazancından düşme tarihinin yükümlülerin ihtiyarına bırakılmasının, onları en çok kar sağladıkları yılda şüpheli alacak karşılığı ayırma yoluna iteceği, bunun ise yasa koyucunun amacına aykırı düşeceği açıktır…”

Farklı bir görüşe sahip olan Danıştay 4. Dairesinin 13.02.2014 tarih ve E. 2010/3320, K. 2014/805 sayılı Kararına göre, “… şüpheli hale geldiği tarihte karşılık ayrılmasını zorunlu kılan bir hükme yer verilmemiştir. Önemli olan alacağın maddede gösterilen niteliklere sahip olup olmadığı hususudur. Dönemin değişmesiyle alacağın şüpheli olma niteliğini kaybettiğinin kabulü öngörülmeyen, bu nedenle de kanunla tanınan bir hakkın bertaraf edilmesi anlamına gelecektir.

Uyuşmazlıkta, vergi inceleme raporu ekinde tahsil edilemeyen alacaklarla ilgili olarak başlatılan icra takiplerine ilişkin belgelere yer verilmiş olup, 2006 yılı itibariyle söz konusu alacakların şüphelilik halinin devam ettiği anlaşıldığından, alacakların şüpheli hale geldiği yıllarda karşılık ayrılmasının önemi bulunmamaktadır. Bu durumda, şüphelilik hali devam eden alacaklar için uyuşmazlık döneminde karşılık ayrılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, aslı aranmayan geçici vergi üzerinden kesilen vergi zıyaı cezasına ilişkin davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

11.09.2015
Özkan Uzel
Sorumlu Bağımsız Denetçi
Mali Müşavir

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir