12 Ağu 2015

Şirketlerin Tazminat Ödemeleri ve Giderleştirilmesi

0 Yorum

Gereken Unsurlar

Önceden tahmin edilemeyen bir durum sonucunda ortaya çıkan tazminat, zarar karşılığında ödenen paradır. Bir ödemenin gider olarak kaydedilebilmesi için yasada belirtilen çeşitli koşulları taşıması gerektiği gibi, zarar, ziyan ve tazminatların da giderleştirilebilmeleri için bazı koşulları sağlamaları gereklidir.

Öncelikle, kazanç ya da iradın kaynağını oluşturan işlemle bu işlem sonucu oluşan zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinin (3) numaralı bendine göre safi ticari kazancın tespit edilmesi amacıyla “İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar” indirim konusu yapılabilirken; aynı kanunun 41. maddesinin (6) ve (10) numaralı bentlerine göre “Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar” ve “Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri” indirime tabi tutulamaz.

İkinci olarak, kazancın tespitinde mükelleflerce oluşan zararların, tazminat kapsamında gider olarak dikkate alınabilmesi için ödemenin sözleşme, ilam veya kanun emrine dayandırılması gerekmektedir. Bununla ilgili ibare, GVK 40/3 maddesinde bulunmaktadır.

Üçüncü olarak, vergiye konu olan bir faaliyetten gayrı kişisel sebep sonucunda oluşacak zararın tazminatı gider olarak dikkate alınamayacaktır. Gelir Vergisi Kanunu 41/6 maddesine göre, ‘‘Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar gider kabul edilmemektedir.” Benzer şekilde Kurumlar Vergisi Kanununun 11/g maddesine göre, ‘’Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderleri’’ ticari kazancın tespitinden gider olarak dikkate alınmamaktadır.

Dördüncü olarak, gerçekleşen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak indirilebilmesi için ise kesinleştiği yılda ödenmesi gerekmektedir; var olan yasal düzenleme kapsamında ödeme fiilen gerçekleşmezse zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak yazılması mümkün değildir. Eğer zarar, ziyan ve tazminatlar gerçekleştiği yıldan sonra kesinleşirse ve ödenirse, bunlar ödendiği yıla gider olarak yazılır.

Gelir Vergisi Kanununun 56. maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendine göre işletme hesabı esasına göre safi zirai kazancın tespit edilmesi için “İşletme ile ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye, ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar” indirim konusu yapılabilirken; 58. maddeye göre “Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar” indirim konusu yapılamayacaktır.

Kolektif şirket ortakları ile adi komandit şirketlerin komandite ortakları gelir vergisi uygulamasında teşebbüs sahibi sayıldığından, bahsedilen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak indirilebilmesi için, yürütülen işle ilgili olsa bile, gerçek kişiler için zarar teşebbüs sahibinin kusurundan doğmamalıdır. Bazı durumlarda ise gerçek ve tüzel kişiler belirli oranda kusurluluğa sahip olduklarında sonuca mahkemeler karar vermekte ve işletme ile şahısların kusurlu bulundukları oranda zararları giderleştirememekte, ancak kusursuzluk oranlarına göre indirim hakkı elde edebilmektedirler.

Zirai kazancın bilanço usulüne göre tespitinde de 59. maddeye göre söz konusu zarar, ziyan ve tazminatlardan nelerin zirai kazançtan indirilip indirilemeyeceği hakkında Gelir Vergisi Kanununun ticari kazancın bu husustaki hükümleri uygulanacaktır. İndirime konu olabilecek zarar, ziyan ve tazminatların neler olduğu; serbest meslek kazancı için 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 68. maddesiyle, gayrimenkul sermaye iradı içinse aynı kanunun 74. maddesi ile hüküm altına alınmıştır.

Özellikli Durumlar

Çalışanların hatası sebebiyle ödenen tazminat bedellerinin gider olarak belirtilebilmesi için tazminat ödemesine neden olan fiil söz konusu olduğunda, işletme sahibi müdebbir bir tüccar gibi davranmış olmalı, sorumluluğunun gerektirdiği önlemleri almasına rağmen tazminat ödemesine sebep olan zarar ve ziyan oluşmalıdır.

İş kazası sonucu ödenen tazminatlarda işverenin kusurlu bulunması halinde işverenin kusuru oranına isabet eden tazminat ödemeleri gider olarak kabul edilmemektedir.

İşletme sahibinin kamu düzenine aykırı fiilleri sonucunda ödediği tazminat, kanunen kabul edilemeyen giderlerdendir.

Kanuna aykırı fiiller sebebiyle ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar cezai ödemeler olduğu için kazanç tespitinde gider olarak belirtilemez. Kıdem tazminatı ödemesi, İş Kanunu hükmünde yapılan bir ödeme olduğundan, fiilen ödendikleri zaman gider olarak yazılabilir.

Yurtdışındaki kişi ve kurumlarla işlem yapacak gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin bu işlemlerle alakalı olarak zarar, ziyan ve tazminat ödemesi gereken durumlar oluşabilir. Yurt dışına yapılacak tazminat ödemelerinin, yurt içindeki ödemelerden farklı bir durumu olmamasına rağmen; ödemenin yurt dışına yapılmış olması vergi denetim elemanlarının karşıt inceleme yapmasını engellediğinden belgelendirme konusuna özen gösterilmelidir. Yurt dışıyla ilgili tazminat ödemesinde, kurmaca olma veya danışıklık kuşkusunun oluşmasını önlemek için, tazminata konu olabilecek sözleşmenin hem Türkiye’deki hem de karşı tarafın ülkesindeki hukuk kurallarına uygun, geçerli resmi şekil şartlarıyla düzenlenmiş olması gerekmekte, ödemelerin karşı tarafa yasalara uygun şekilde yapılması şarttır.

12.08.2015
Özkan Uzel
Sorumlu Bağımsız Denetçi
Mali Müşavir

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir