14 Ağu 2018

ŞİRKETLERE ÖDEME EMRİ TEBLİĞİ

0 Yorum

Ödeme emri, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre vadesinde ödenmeyen kamu alacakları için düzenlenir. Kamu borcunu vadesinde ödemeyenler adına vergi dairesince düzenlenen ödeme emri, borçlulara 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları konusunda yapılan bir bildirimdir.

Tüzel Kişiliğe Tebliğ

Tüzel kişilere yapılacak tebligatın usulü 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 ile 13. maddelerinde ve 12059 sayılı Tebligat Tüzüğünün 17 ile 18. maddelerinde düzenlenmiştir.

İlgili maddelerde belirtilen en önemli hususlardan birisi tebliğin usulüdür. Tüzel kişilere yapılacak tebligatın geçerli olabilmesi için bu hükümlere kesinlikle uyulması çok önemlidir. Aksi takdirde yapılan tebliğ Tebligat Kanununun 32. maddesinde düzenlendiği üzere usulsüz tebliğ olacaktır.

7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. Maddesi “ Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat ” başlığı altında tüzel kişiler adına tebligatı teslim alma yetkisine sahip kişileri belirtmektedir. Madde metnine göre; “ (1) Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. (2) Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.”

Aynı Kanununun 13. maddesinde “Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat” başlığı altında hüküm tesis edilmiştir. Madde metnine göre;        “ Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.”

Gerçek kişilere uygulana birçok tebliğ şekli itibariyle tüzel kişilere uygulanamayacağından tebliğ eden memurun ilgili adresi bulamaması ve/veya şirketin taşınması vb. durumlarında zarfın üzerine durumu açıkça belirtmesi gerekmektedir. Memurun tüzel kişilik ile ilişki içerisinde bulunmayan kişilere tebligatı vermesi de usulen uygun olmadığından geçersiz sayılmaktadır.

Vergi Usul Kanunu 93. Maddesinde tebliğin yapılacağı kişiler şu şekilde açıklanmıştır;

·        Yönetim Kurulu Başkanı

·        Şirket Müdürü

·        Kanuni Temsilci

 

Yukarıda sayılan tanımlamalardan en önemlisi “Kanuni Temsilci” dir. Bunun sebebi yönetim kurulu başkanı veya şirket müdürünün şirket içerisinde sürekli bulunmamaları veya büyük şirketlerde bu kişilere ulaşmanın zor olmasındandır. Kanuni temsilci; uyulama içerisinde sistemi yavaşlatmamak ve tebligatı zamanında ulaştırabilmek açısından şirket içerisinde vazife itibariyle mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması gerekmektedir.

Örneğin ülkemizde faaliyet gösteren çok uluslu A şirketi tüzel kişiliğinin merkezi Kanada’da olması sebebiyle yönetim kurulu başkanına ve şirket müdürüne ulaşmak hem zaman kaybı hem de tebligatın ulaştırılması için zorluk çıkaracağından Türkiye’de bulunan merkez ofiste görevlendirilmiş kanuni temsilciye tebligat yapılabilir.

Ticaret şirketleri de tüzel kişiliğe sahip olduklarından ilgili kanun maddeleri bu şirketler için de geçerlidir. Lakin şirket içerisinde yetkili temsilcilerin birden fazla olması durumunda yalnızca birisine tebliğ edilmesi yeterli olacaktır. Fakat ticaret şirketinin yetkilileri birlikte temsil yetkisine sahip iseler bu durumda yetkililerin tamamına tebligat yapılması gerekir.

 

 

 

Adi Ortaklığa Tebliğ

Adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmaz. Dolayısıyla adi şirketler, Tebligat Kanununda tüzel kişilerine tebligat usulünü düzenleyen hükümlere tâbi değildiler. Adi şirketin tüzel kişiliği bulunmadığından şirket malvarlığı olarak bilinen malvarlıkları da esasen şirket sözleşmesi gereği ortaklara aittir.

Ortaklığın yönetimi sözleşme ile bir ortağa verilmiş ise tebligat bu kişiye yapılmalıdır. Eğer yönetim tek bir kişiye verilmemiş ise tebligatın geçerli olabilmesi için her bir ortağa ayrı ayrı tebligat yapılması gerekmektedir.

Lakin uygulamada KDV ve muhtasar beyanname ile bildirilen gelir vergilerine ilişkin tebliğlerin, ortaklık adına düzenlenecek ihbarnamelerle ortaklardan sadece birisine tebliğ edilmesi yeterli görülmektedir.

 

 

2010 yılında yürürlüğe giren ve 6009 sayılı tebligat kanunu 7. Maddesine eklenen Vergi Usul Kanunu 107/A maddesi ile elektronik ortamda tebliğ ile uygulamada yaşanana birçok problem bir nebze azaltılmış oldu. Elektronik ortamda tebliğ yürürlüğe girmiş olsa da henüz belirli şirket oluşumları haricinde zorunlu değildir.

İlgili maddesinin 2. Fıkrasında; “Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.” demektedir. Bunun sebebi yapıları gereği bu tür şirket oluşumlarının daha şeffaf ve teknolojik gelişmeler ile daha ulaşılabilir olmaları gerekliliğidir.

4. fıkrası ise “Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” Demektedir. Böylece elektronik ortamda karşılaşıla bilenecek sorunlar sebebiyle tebligat süresi açıklığa kavuşturulmuş ve tebligatın okunması da süre hesaplaması içerisine eklenmiştir.

Örnek olarak B şirketinin elektronik posta adresine 20.07.2018 tarihinde iletilen tebliğ 25.07.2018 tarihinde okunmuş sayılır ve ödeme ile alakalı süre bu günün sonunda başlar.

Elektronik ortamda tebligat hizmet veren kurumların aksaklıkları sebebiyle yapılamaz ise diğer yollara başvurulması da 3. Maddesi ile belirlenmiştir.

 

Tasfiye Sonrası Tebliğ

Şirketler belirli durumlar sonrası tasfiye kararı vermektedirler. Tasfiye esnasında tüzel kişilik sona ermediğinden tebligat yetkili tasfiye memuruna verilmelidir, tasfiye memurunun olmadığı durumlarda ise tüzel kişilik yetkililerine verilmesi zorunludur.

Lakin tasfiye gerçekleşmiş olsa da zaman zaman sonrasında ödeme emri tebliği gönderilmektedir. Vergi mahkemesi örnek bir davada tebliği ortada herhangi bir tüzel kişilik olmaması sebebiyle iptal etmiş ve hukuken var olmayan bir kişiliğe yaptırımda bulunamayacağına hükmetmiştir.

 

Sonuç olarak kamu borcu sonucu tebligatların usulüne uygun olarak ve ilgili kişilere yapılması zorunlu olup bu durumların dikkatlice incelenmesi hem şirketlere hem de kamu kuruluşlarına kolaylık sağlamaktadır.

 

14.08.2018

Özkan Uzel

Sorumlu Bağımsız Denetçi

Mali Müşavir

 

 

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir