26 Mar 2018

ŞİRKET ORTAKLARININ ŞİRKETTEN PARA ÇEKMESİ ( KAR PAYI VE HUZUR HAKKI )

0 Yorum

İşletme sahipleri işletme kasalarında bulunan paradan çeşitli yollarla para çıkışı yapabilirler. Bunlar avans kar dağıtımı, huzur hakkı ödemeleri, ortakların cari hesabına para aktarma vb. yollardır. Bunlara ayrıntılı bakacak olursak;

-Ortakların cari hesaplarına para aktarma: İşletme kasalarından ortakların şahsi hesaplarına para transferlerinde dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Şahsi hesaplara transfer edilecek tutar şirket sermayesini geçmemeli, bu paranın şirkete iadesinin(huzur hakkı ödemeleri veya maaş şeklinde olabilir) yapılması gerekir. Bu tutar eğer oldukça yüksek bir meblağ ise; işletmenin alacağı faiziyle(adat) birlikte hesaplanıp buna KDV’li fatura kesmesi gerekir.

7000TL’lik kanuni sınır: Burada dikkat edilmesi gereken diğer önemli nokta ise işletmelerin şahsi hesaplara yüklü tutarda ödeme yapmalarının önüne geçmek için belirlenmiş 459 sayılı VUK Genel Tebliğinde belirlenmiş olan 7000 TL olan kanuni kısıttır. Kasadan para çekilirken bu tutar aşılamaz. Kasa sınırının aşılması durumunda özel usulsüzlük cezası kesilir ve çekilen tutarın yüzde 5’idir. Fakat unutulmaması gereken kasadan bankaya, bankadan kasaya yapılan para transferlerinde bu sınır yoktur. Yine aynı tebliğde belirtilmiş 7000 TL’lik kasa sınırı gerektirmeyen durumlarda vardır. Bunlar;

a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bunlara ait döner sermaye işletmelerinin işlemlerine konu tahsilat ve ödemelerin,

b) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda tanımlanan sermaye piyasası aracı kurumlarında yapılan işlemlere konu tahsilat ve ödemelerin,

c) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 89/14391 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda tanımlanan yetkili döviz müesseselerinin yapacakları döviz alım satım işlemlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ç) Tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

e) 5018 sayılı Kanunda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğunun olmamasıdır.

Kısmi olarak yapılan ödemelerde 459 sıra nolu VUK Genel Tebliğinin 4.1.2. Kısım Kısım Yapılan Tahsilat ve Ödemeler başlığı altında “Tahsilat ve ödemeye konu işlem tutarının tevsik zorunluluğu kapsamında bu Tebliğin (4.1.) bölümünde belirlenen haddi aşması halinde, bedelin farklı tarihlerde kısım kısım ödenmesinde işlemin toplam tutarı dikkate alınacak ve her bir tahsilat ve ödeme, tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla gerçekleştirilecektir.” Şeklinde belirtilmiştir.

Buna bir örnek verecek olursak ; X işletmesi Y işletmesine 11.01.2018’de 24000 TL lik bir fatura kesmiş ve ödemesi her ay 6000TL olarak yapılacak olsun. Bu durumda toplam tutara bakılır ve 7000TL’yi geçtiği için her ay yapılacak olan 6000 TL’lık ödeme banka aracılığıyla yapılır direkt kasa yoluyla yapılamaz.

-Huzur hakkı ile para aktarma: İşletmeler düzenli olarak işletme ortaklarına para aktarmak istediklerinde bu yöntemi kullanabilirler. Burada önemli noktalar ise; huzur hakkı çıkışları üzerinde gelir ve damga vergileri hesaplanır, ana sözleşmede yada işletmenin kararlarında belirtilmesi zorunludur, işletme eğer kurumlar vergisi ödüyor ise huzur hakkını brüt tutar üzerinden gider yazmalıdır. Huzur hakkı gelir vergisi dilimlerine göre vergilendirilir. Huzur hakkı alan şirket ortakları alınan huzur haklarının k ücret sayılacağından eğer ikinci bir ücret alıyor ise ( emekli maaşları hariç ) Birden fazla işverenden kesinti yoluyla vergilendirilmiş ücret geliri elde eden ücretlilerden, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı 30.000 TL’yi (2017 yılı had ve Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutar) aşan ücretliler, Gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda veya gelir vergisi beyanlarına eklemek zorundalardır. Burada diğer önemli bir husus ise elde edilen ücret gelirlerinin ikincisinin beyanı isteğe bağlıdır yani yüksek ücret geliri elden bir kişi bu yüksek geliri beyan etmek yerine düşük olanları beyan edebilir.

-Avans kar dağıtımı ile para aktarma: Bu yöntemde yine işletmelerin düzenli para çıkışlarında kullandıkları bir yöntemdir. Buradaki önemli noktalar ise; avans kar dağıtımı için işletmenin kar ediyor olması, yıl sonunda çekilmiş olan tutarın ödenmesi, işletme genel kurulunda kar dağıtım kararını almış olması ve tutarın gider olarak yazılmaması gerekir. Avans kar dağıtımı gider yazılamayacağından eğer işletme kurumlar vergisi fazla değilse, bu yöntemi seçmek doğru olacaktır. Ayrıca gelir vergisi oranı avans kar dağıtımı ödemelerinde sabittir ve yüzde 15’dir. 193 sayılı Gelir Vergisi kanununun Vergi Tevkifatı başlıklı 94 üncü maddesinin 6/b-i bendine göre, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere dağıtılan kar paylarından, 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararınca % 15 stopaj kesintisi yapılır ve muhtasar beyannamesinde beyan edilir. Kar payı alan gerçek kişilerin elde ettiği gelirin yarısı vergiden istisnadır. 2017 yılı için elde edilen gelirin yarısı 30.000 TL yi aşıyor ise gelir vergisi beyanında bulunup gelirini beyan etmek zorundadır. Ayrıca beyannamesinden kar payı dağıtımı nedeni ile kesilen % 15 stopajın tamamını beyannamesinde mahsup edebilir kesintinin toplamı ödenecek vergiden yüksek ise bağlı olduğu vergi idaresinden iadesini nakden veya vergi borçlarına mahsubunu da isteyebilir. Kar payını alan tam mükellef gerçek kişiler ise Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 1,2 ve 3 numaraları bentleri kapsamındaki menkul sermaye iratlarını, ilgili kanunun 22 nci maddesinin 3 numaraları bendinde belirtilen istisna hadleri ile Toplama Yapılmayan Haller başlıklı 86/1-c maddesini, 94 üncü maddeye göre tevkif edilen vergileri mahsup ederek beyan etmelidir.

Sonuç olarak; kasa para çıkışları önemli bir konudur ve kayıtlara uygun şekilde yapılmalıdır. Bunların dışında işletmeler yıl sonunda artan kasa bakiyelerini eritmek için başka hesaplara virman yapmayı seçerler. Bu durum için özel usulsüzlük cezası kesilir ve bu oran kasadan yapılan toplam virman tutarının yüzde 5’i kadardır.

 

26.03.2018

Özkan Uzel

Sorumlu Bağımsız Denetçi

Mali Müşavir

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir