12 May 2016

ŞİRKET MÜDÜRÜ VE YÖNETİM KURULU BAŞKANLARINI BEKLEYEN CEZAİ YAPTIRIMLAR

0 Yorum

Türkiye de şirket yapılanmalarına bakıldığında kobi nitelikli firmaların yoğunluğu görülmekle birlikte bu oran % 85 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Geriye kalan firmalar ise kurumsal ve büyük ölçekli firmalardan oluşmktadır. Bu şirketlerin yönetimlerine bakıldığında ise kobi firmalarında şirketin ortak ve sahipleri aynı zamanda şirket genel müdürü yönetim kurulu başkanı kamu adına muhatap olarak  kanuni temsilcisi olduğu gözlenmektedir. Tüzel kişi yöneticilerinin cezai sorumluluğu Türk Ticaret Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Vergi Usul Kanunu, İcra iflas kanunu gibi birçok kanunda düzenlemelere yer verilmiştir.  Biz makalemizde ticaret hayatında sık karşılaşan sorunlar ve yaptırımlar üzerine kısaca yer vereceğiz.  Bu kanunlara bakacak olursak, Vergi ve cezaların mükelleflerden tahsil edilmemesi halinde yöneticileri sorumlu tutan Vergi Usul Kanunu madde 10, madde 333 ve madde 359 ve cezai hükümler ile diğer maddeleri, Türk Ceza Kanunu madde 164, kusurlu ve hileli iflas hallerinde cezanın yöneticilere verilmesini gerektiren İcra İflas Kanunu madde 310, 311, 345, karşılıksız çek keşide edilmesi durumunda Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunu’nun 16. Maddesi hükümleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gibi.

Özetle; 5237 sayılı TCK’nın 20. maddesinde ve Anayasa’mızın 38. maddesinde yer alan cezaların şahsiliği prensibine dayanılarak kanuni temsilcilerin tümünün değil, olayın ayrıntısını bilen, oluşumunda rolü olan ortak ya da yöneticiler hakkında cezai sorumluluk vardır. Kanunlarda yapılan düzenlemelere daha ayrıntılı bakacak olursak;

Türk Ticaret Kanunu Yönünden Düzenlemeler

TTK’da yer alan cezai hükümler şirketleri, pay sahiplerini, üçüncü kişileri korumaya yöneliktir. TTK’da, ticari defterlerin kanuna uygun şekilde tutulmaması, ticaret siciline tescil ve kayıtta gerçeğe aykırı beyanın verilmiş olması, pay sahiplerinin şirkete ait sırları açığa çıkarması vs. gibi konularda suçlular hakkında hapis ve/veya adli para cezaları vardır.

Kanunda “Sır saklama mükellefiyeti” ile ilgili cezai müeyyideler vardır. Buna göre; incelenmesinde sorun görülmeyen defter ve belgeler dışında hiçbir ortak şirkete ait sırları hiçbir sebeple paylaşamaz. Şirket sırlarını paylaşan ortak şirketin bunu şikayet etmesi üzerine, bir yıla kadar hapis veya beş yüz liradan on bin liraya kadar adli para cezası veya her ikisiyle birlikte cezalandırılır.

Yine kanunun 305. Maddesine göre (Sahte Belge) yazılı beyanname ile vesika ve sair evrakın gerçek olmamasından doğan zararlardan bunların tanzimine katılanlar müteselsilen sorumludur ve 5237 Sayılı Ceza Kanununun resmi belgede sahteciliği düzenleyen maddesi uygulanır. Bu şekilde sahte resmi belge düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak yönde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Şirketin kurulması sırasında ( Yolsuzluk)  yönetim kurulu üyeleri ile denetçiler, yolsuzluk olup olmadığını incelemekle mükelleftirler. Bu konuda ihmalleri olur ve şirket zarara uğrarsa bunu ihmal edenler müteselsilen sorumludur ve haklarında kamu görevlileri için öngörülmüş olan Kamu İdaresi’nin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı suçlardan görevi kötüye kullanma suçunun yeni TCK’nın 257/2 maddesi uygulanır.  Buna göre, sorumlu kişi veya kişiler veya varsa bundan haksız kazanç elde eden bir kamu görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Bu maddeye göre; şirket yönetim kurulu üyeleri ve müdürleri kamu görevlisi gibi sayıldığı için bu suç yüzünden ağırlaştırılmış ceza almaktadırlar.

Türk Ceza Kanunu Yönünden Düzenlemeler

Türk Ceza Kanunu’nda yöneticiler konusunda önemli hüküm madde 164’tür. Bu madde “Bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlar, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verecek veya verdirtecek olurlarsa altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.”şeklindedir. Bu maddeye göre; gerçeği yansıtmayan bilançolar, genel kurula ve kamuya sunulan yanlış beyanlar, gerçek olmayan kârlardan vs. söz edilmektedir. Burada önemli olan, suçun oluşması için bir zararın oluşması gerekmez, şirket hakkında yanlış bilgi vermek yeterlidir.

Yine TCK Madde 155’te;

“ (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. ”hükümleri yer almaktadır. Bunlara göre kısaca; şirketlerde bir yöneticinin veya müdürün, kendi veya başkası yararına şirkete ait olan ve kendisine verilmemiş bulunan hak ve yetkileri kullanmak suretiyle veya hileli maksatlar ya da kasıtlı ve haksız tasarruflarla şirketin para dahil her türlü malını zimmetine geçirmesi, şirket gelirlerinin tamamını veya bir kısmını kayıtlara yansıtmayarak sahiplenmesi veya şirket mallarını ihlal etmesi ve menfaat sağlaması hallerinde, ilgililer hakkında hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma (TCK md. 155/2) suçunun hükümleri uygulanır.

‘Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasına hükmünolunur.’ şeklindedir.

Ayrıca TCK uyarınca cezanın şahsiliği ilkesine bakılmadan şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin tamamı hakkında dava açılabilmektedir.

Yine ayın nevinden sermayeye değer biçilmesinde hile, ayın nevinden bir sermaye veya devir alınması kararlaştırılan bir işletmeye veya bazı ayınlara değer biçilmesinde hile kullanan yöneticiler, şirketin bu yüzden uğradığı zarardan müteselsilen sorumludur ve haklarında yeni TCK’ nın 206. Maddesi uygulanarak yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

İcra İflas Kanunu Yönünden Düzenlemeler

İcra ve İflas Kanunun çeşitli maddelerinde de şirket yönetim kurulu üyelerine ve müdürleri hakkında da bazı düzenlemeler vardır. İcra ve İflas Kanunu kapsamında ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu madde 333/A’da belirtilmiştir. Bu madde “ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Birinci fıkradaki suç taksirle işlendiği takdirde, alacaklının şikâyeti üzerine, fail hakkında zararın ağırlığına göre iki bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” şeklindedir. Suçun taksirle işlenmiş olması durumunda, alacaklının şikâyeti üzerine, fail hakkında zararın ağırlığına göre iki bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” hükmü yer almaktadır.

Sermaye şirketi yönetici ve müdürlerinin hatalı mal beyanında bulunması durumunda ise madde 334’te belirtilen “Konkordato mühleti elde etmek veya konkordato veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesini tasdik ettirmek için hileli tutum ve davranışlarıyla mal durumu hakkında alacaklıları, komiseri, ara dönem denetçisini veya yetkili memuru hataya düşürmek veya konkordato projesine ya da sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması projesine uymamak yoluyla kasten zarara sebebiyet veren borçlu, ilgilinin şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ”hükmü yer almaktadır.

TCK madde 161’de ise hileli iflas konusundan bahsedilmektedir. Bu madde;

“Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  1. a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
  2. b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
  3. c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,
  4. d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi,

Gerekir.”şeklindedir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden Düzenlemeler

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasında tüzel kişilere düşen vergisel sorumlulukların kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği öngörülmüştür.

Anonim şirketler Türk Ticaret Kanununun 317. maddesine göre, “İdare meclisi tarafından idare ve temsil olunur” hükmü yer almaktadır.

Bir anonim şirketle ilgili Vergi Suçu Raporunun Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi durumunda, öncelikle şirketin hangi üyelerinin şirketi temsil ve ilzama yetkili olup olmadıkları tespit edilmesi gerekmektedir. Çünkü sorumluluk suçun ayrıntılarını bilen ve işleyen yöneticilerdedir, tüm yönetim kurulu üyeleri cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca birden yargılanmamalıdır.

Yine 14.07.1981 tarihli Resmi Gazete’nin 17402 sayısında yayımlanan, Vergi Usul Kanunu’nun 143 Sıra No’lu Tebliğ’inde; vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi gereğince ceza davalarında yönetim kurulu üyelerinin tamamı yerine işlenen suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilcileri cezalandırmanın gerekliliği ifade edilmiştir.
Limited şirketlerde ise durum anonim şirketlerden çok farklı olmamakla birlikte; Türk Ticaret Kanunu’nun 540. maddesine göre “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar” hükmü vardır.
Yine eğer limited şirketlerde temsil yetkisi birden fazla kişide ise cezanın şahsiliği ilkesine göre cezai sorumluluk suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumunda rol alan kişilerdedir.

12.05.2016

Özkan Uzel

Sorumlu Bağımsız Denetçi

Mali Müşavir

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir