29 Ağu 2016

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE ÇALIŞAN TAŞERON İŞÇİLERİN ÜCRET VE DİGER ALACAK DAVALARININ KISA SÜREDE SONUÇLANMASI İÇİN ÜCRET TARİFE ÖNERİSİ

0 Yorum

İnşaat sektörünün ekonomimizde ve işsizlikte önemli yeri olduğu görülmektedir. Yapılan özel konutlar, firmaların kamu adına üstlenmiş olduğu taahhütler inşaat işinin gereği olarak emek yoğun çalışma gerektirmektedir. İnşaat işlerinin belirli alanlarında uzman kişi ve girişimcilere ihtiyaç olduğu için ana yüklenici ve alt yüklenici (taşeron) olarak iş yapma teknikleri uygulamalarda yerini bulmuştur. Son yıllarda ana yüklenici ve taşeron arasında işçi maaş ve diğer hakların ödenmesinde yaşanan problem ve açılan davaların uzun sürmesi nedeni ile taraflar arasından İşçi alacak konusunun kısa sürede aşılması ve iş hayatının aksamaması için önerimiz makalemizde irdelenecektir.

Öncelikle taşeron işçilerin hak ve maaşların kimin tarafından ödenmesi gerektiğine yasalar çerçevesinde bir göz atalım. 4857 yasanın 2. Maddesi ilgili paragrafında ‘’ Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur ‘’ denmektedir. Kısaca üstlenilen bir işin sonuçlanması için taşeronlarda çalışan bütün işçiler hak ve alacakları bakımından kendi işvereninden alamadığı haklarını asıl işverenden talep edebilirler. Bu konu 6098 sayılı borçlar kanunun dördüncü bölümünde müteselsil borçluluk adı altında tanımlanmış ve tarafların hak ve vecibelerini yasalar ışığında belirtmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz 4857 sayılı yasa ve 6098 sayılı yasa müteselsil sorumluluktan kaynaklanan işçi borç ve alacakları garanti altına almıştır.

Sektörde yaşanan probleme baktığımızda yüklenici sözleşme yaparak işin bir kısmını girişimcilere (taşeronlara) vermektedir. Belirli aralıklarda taşeron hakkediş yapması ile yüklenici taşerona sözleşme gereği ödemesini yapmaktadır. Aslında yüklenici hakediş ödemesi ile bütün borcunu yerine getirmekte, fakat taşeronlar finans sıkıntısı yaşadığında işçinin maaşını geç ödemekte veya ödeme yapmamaktadır bu durumda belirttiğimiz müteselsil sorumluluk devreye girmekte taşeron yanında çalışan işçi ile yüklenici maaş ve hak alacakları yüzünden davalık olabilmektedir. İşte tam burada yüklenici ve taşeron arasında işçi alacak davalarından dolayı hukuki anlaşmazlıklar devreye girmekte işlerin aksaması ve durması söz konusu olabilmektedir. Bunların yanında yargı kararlarına bakıldığında işçinin net ve gerçek maaşı tespit edilirken taraflar ispat konusunda uzun süre delil vs ile zaman kaybetmekte ve davalar uzamaktadır. Bunun kontrolü ve uygulaması yüklenici için zor olacağından işçi alacak davalarından kusursuz sorumlu olarak yüklenici davalara taraf olarak katılmaktadır.

Sosyal güvenlik kurumu 5510 sayılı yasaya istinaden 02.12.2012 tarihli tebliğ ile çalışanlar için işe girişte işçinin görev kodu belirlenmesini zorunlu hale getirmiştir. Eğer yürütme ve ilgili kurumlar bu işçi kodlarının yanında bir defaya mahsus bölgelere göre taban günlük ücret belirler ve yıllık enflasyon oranında güncelleme yapar ise bu sorun zamanla doğru noktalara geleceğini düşünmekteyim. Yargının da vermiş olduğu karar ve içtihadler de davaların daha hızlı sonuçlanmasına ve bu uygulamanın yerini almasına neden olacaktır. Ayrıca kamu gelirleri açısından prim ve gelir stopaj yönünden kayıp ve kaçak büyük oranda önlenmiş olacaktır.

29.08.2016

Özkan Uzel

Sorumlu Bağımsız Denetçi

Mali Müşavir

 

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir