20 Şub 2019

ÖLÜM HALİNDE VERGİ BORCU VE MİRASÇILARIN VERGİDEN NASIL SORUMLU OLACAĞI

0 Yorum

Vergi Usul Kanunu’nun 12. Maddesinde açıklandığı üzere ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.
Vergi borcu olan mükellefin ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanacağından, borçlunun ölümünden önce başlamış olan işlemler aynen devam edecektir.

Lakin borçlu olan mükellef ile alakalı mahkeme kararı ile kesinleşmiş bir alacak davası ve ya icra takibi başlamış ise bu işlemlere 3 gün ara verilir. Vergi borçları sebebiyle takibe devam edilme aşamasında, murisin ölüm tarihinden sonra yapılacak tarhiyatlarda mirası kabul etmiş mirasçılar adına payları oranında ayrı ayrı ihbarname tebliği zorunludur. Bazı vergi daireleri ise, mirasçılar adına tek tek ihbarname tebligatı yapmak yerine, muris adına ihbarname düzenleyip, varislere tebliğ edebilmektedirler.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606.maddesine göre mirasın üç ay içerisinde mirasçılar tarafından reddedilebileceği hükme bağlanmış olup, bu süre içerisinde mirasın kabul edildiğine ilişkin bir bilgi edinilmeden mirasçılar hakkında takip yapılmasına imkân mümkün değildir. Ancak Medeni Kanunun 610.maddesine göre; mirası ret etme süresi sona ermeden miras işlemlerine karışan, miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında yönetim kurulunda olmayan ve mirasçı ile direkt olarak işler yapmayan, miras mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı mirası reddedemeyeceğinden, mirası ret hakkından mahrum olan bu mirasçılar hakkında mirası ret süresi beklenilmeden takip ve tahsil işlemlerine devam edilir.

Vergi Cezası Sorumluluğu
Mükellefin ölümü öncesinde oluşmuş vergi borcu (usulsüzlük, özel usulsüzlük, idari para cezaları )cezası var ise bu borç mirasçılarına yansıtılmadan silinir. Bunun sebebi Vergi Usul Kanunu 372. Maddesinde borçların kişilere ait olması ilkesidir.
Silinenler sadece ölen kişinin vergi borcu cezaları olacağından mirasçılar sorumlu oldukları vergi borçlarını ödemedikleri takdirde oluşacak cezalardan da sorumlu olacaklardır. Bunun temel sebebi vergi borcunun artık mirasçıların paylarına düşen oranda kendilerine ait olmasıdır.
Ayrıca gecikme zammı ve oluşacak faiz caza kapsamına girmediğinden mirasçılar payları oranlarında bunlardan da sorumlu olacaklardır.

Mirasçılar Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu hükümlerine göre 4 ay içerisinde veraset ve intikal beyannamesi vermek mecburiyetindedir. Veraset ve intikal vergisi beyannamesini mirasçıların tamamı birlikte verebileceği gibi ayrı ayrı da verilebilir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 81/1. Maddesine göre gerçek kişiye ait işletmenin sahibinin ölümü halinde kanuni mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam edilmesi ve mirasçılar tarafından işletmeye dâhil iktisadi kıymetlerin kayıtlı değerleriyle (bilanço esasına göre defter tutuluyorsa bilançonun aktif ve pasifiyle bütün halinde) aynen devir alınmasında değer artış kazancı hesaplanmaz ve vergilendirilmez denilmektedir. Ayrıca KDV Kanunu’nun 17/4-c maddesine göre de Gelir Vergisi Kanunu’nun 81.maddesinde belirtilen işlemlerin KDV’den istisna olduğu belirtilerek, veraset ve intikal vergisi yönünden vergilendirilen işlemlerin mükerrer vergilendirilmesinin önüne geçilmiştir.

Sonuç olarak vergi mükellefi kişinin ölümü halinde mirasçıları payları oranında vergi borçlarından mesul olacaklardır. Fakat bu sorumluluk cezaları kapsamaz sadece faiz ve gecikme zamlarını kapsar.

20.02.2019

Özkan Uzel

Sorumlu Bağımsız Denetçi

Mali Müşavir

[yukarı]

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir